iSketch Forum

Register or login to get rid of this advert.
iSketch Gallery

Go Back   iSketch Forum > Off Topic > International Language Forums > Türkçe

Reply
 
Thread Tools Display Modes
  #351  
Old 16-03-2011, 10:07 AM
gloomy's Avatar
gloomy gloomy Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Jan 2009
Posts: 115
Thanks: 43
Thanked 66 Times in 37 Posts
gloomy will become famous soon enough
Tahrik

Bırakın ince kavak seslerini şehrin içinde
paralar yaşlı kızların koynunda yatarken
bırakın köprülerin üstüne yağmur
ve basma perdelerden lânet bize.
Şaşılacak bir dünyada yaşamaktı; öğrendik
şimdi külçeler yüklüyüz şaşılacak bir biçimde
külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu
Sokaklar gittikçe katı bizim adımlarımıza
peşimizde bütün bahçeleri boşaltan ter kokusu
yankımız soyunup sevap rahatlığı alınan yataklarda
yürek elbet acıyor esvap değiştirirken
bizden artık akması beklenilen kan da aktı
kovulduk ölümün geniş resimlerinden.
Efsanelerden kovulduk
kan ve demir kelimeleri söyleyince
elbiseler içindeyiz, şehrin içinde
önümüz iliklenmiş, ayakkaplarımız bağlı
kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde
eski savaşçılar vesair geçmiyor bulutlardan
çiçek alıp eve götürüyoruz
bunun bir delilik olduğunu bile bile
en ıssız duyguların ucunda karakollar
asmaların altı tuzak ve tuzak caddelerde
külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu
gözler kısılıp bakılıyor bize.
Biliniyor
bizim mahsustan yaşadığımız
biliniyor
şarkıların sırası bizde
biliniyor
hayat bizden razıdır
biliniyor;
Otların sarardığı yerlerde güneş,
Kurşunun değdiği tende heves kalmıştır
__________________
Kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok...
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to gloomy For This Useful Post:
bikereoeliindir (06-04-2011)
  #352  
Old 28-03-2011, 09:17 AM
MaNYeTiK...'s Avatar
MaNYeTiK... • MaNYeTiK... Çevrimdışı
Junior Member
 

Join Date: Jul 2010
Posts: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
MaNYeTiK... is on a distinguished road
Telefon çaldı. Okul müdürü açtı.İncecik
bir çocuk sesi:
- Müdür bey,bizim oğlan bugün okula
gelmeyecek. Biraz hastalandı da...
- Peki, siz kimsiniz ?
...- Ben mi..Babam...
Reply With Quote
  #353  
Old 18-05-2011, 10:46 PM
mhsb mhsb Çevrimdışı
Junior Member
 

Join Date: Apr 2009
Location: IZM
Posts: 26
Thanks: 1
Thanked 2 Times in 1 Post
mhsb is on a distinguished road
Küçük Prens (Fransızca Le Petit Prince) Adlı Romandan....

1.jpg
Altı yaşımdayken, bir gün "Yaşanmış Olaylar" adlı bir kitapta çok etkileyici bir resim gördüm: Balta girmemiş ormanlarda bir boa yılanının bir hayvanı nasıl yuttuğunu gösteriyordu. İşte, resmin kopyası yukarda.
Kitapta şöyle deniyordu: "Boa yılanları avlarını olduğu gibi, hiç çiğnemeden yutarlar. Sonra da kımıldayamaz hale gelirler, yediklerini sindirmek için altı ay süreyle uyurlar."
O zamanlar, büyük balta girmemiş ormanlarda olup bitenler üstüne çok kafa yordum. Sonra da renkli kalemlere sarılarak, hayatımın ilk resmini çizmeyi başardım. İşte 1 numaralı resmim. Şöyle idi:
2.jpg

Bu şaheserimi büyüklere gösterdim, korkmuyor musunuz, diye sordum.

- Niye korkalım? Şapkadan korkulmaz ki! dediler.

Oysa ben şapka çizmemiştim, yuttuğu fili sindiren bir boa yılanı çizmiştim. Baktım ki büyükler resmimi anlamıyor, boa yılanının içini çizeyim de anlasınlar bari dedim. Büyükler öyledir işte, anlatmazsan, anlamaz onlar. 2 numaralı resmim şöyle oldu:
3.jpg
Büyükler bu kez, boa yılanını içten ve dıştan gösteren vazgeçmemi, coğrafya, tarih, matematik ve dilbilgisiyle uğraşmamı salık verdiler. Böylece, başarılı bir ressam olmak yolunu tutmuşken, altı yaşında bu meslekten ayrılmak zorunda kaldım. Ne yapayım? 1 ve 2 numaralı resimlerimin beğenilmemesi hevesimi kırmıştı. Büyükler hiçbir şeyi kendi kendilerine anlayamazlar. Onlara durmadan her şeyi anlatmak da çocuklar için yorucudur.

Ben de ister istemez başka bir meslek seçtim. Uçak kullanmasını öğrenip pilot oldum. dünyada birçok yerlere uçtum. evet, coğrafyanın bana çok faydası dokundu. Bir bakışta Çin'i Arizona'dan ayırt edebiliyordum. Gece karanlığında insan yolunun şaşırdı mı, çok işe yarar bu bilgi.

Hayatım boyunca, aklı başında birçok insanla ilişki kurdum. Büyükler arasında çok yaşadım. Yakından tanıdım onları. Ama görüşüm pek değişmedi, daha parlak olmadı.

Kafası biraz işler görünen birine rastladım mı, ona, hep yanımda taşıdığım 1 numaralı resmi gösteriri, denerdim onu. Dur bakalım, derdim kendi kendime, bu adam gerçekten anlayışlı mı, değil mi? Ama ben "Bu nedir?" deyince, her gören: "Şapka" diyordu. O zaman da boa yılanlarından , balta girmemiş ormanlardan, yıldızlardan söz etmez, ona ayak uydururdum; briçten, golftan, politikadan, kravattan söz ederdim. O da , aman ne akıllı bir adam tanıdım , diye sevinirdi.
Reply With Quote
  #354  
Old 30-05-2011, 11:20 AM
Nuvola's Avatar
Nuvola Nuvola Çevrimdışı
Junior Member
 

Join Date: Jan 2010
Posts: 34
Thanks: 1
Thanked 19 Times in 10 Posts
Nuvola is on a distinguished road
Kadınların Bilmesi Gereken 25 Şey

Kadınların Bilmesi Gereken 25 Şey

Geçen gece kızlarla evde toplandık...
Eh kız toplantısı bu, güvenli hava sahası!
Herkes eteğindeki taşları döker, erkek kısmı didik didik edilir, akıllar verilir, akıllar alınır, kimi zaman sözler uçar, gözyaşı kalır...
Eğer gerçek kız arkadaşların toplantısıysa bu; süslü cümleler sökmez, 'yıkılmadım ayaktayım' havalarını kimse yemez, kahveler içilir fallar bakılır da gerçek gizlenemez.
İşte o gecenin ardından aldığım notlar. İşte itinayla çıkarttığım maddeler...
Hem benim kızlar için, hem siz kızlar için.
Sakın unutmayın diye, aklınızdan çıkmasın diye...


1. Unutma! Sen değerlisin.
Çalışsan da çalışmasan da... Ünlü olsan da olmasan da... O erkek seni istese de istemese de... Sen sen olduğun için bi'tanesin.

2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın.
Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his... Sen şahanesin!


MUTLULUK SENİN İÇİNDE

3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.

4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.

5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok.
Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.

6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.
Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.

7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov, sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir.
Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.

8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.

9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir. Buna asla izin verme!

10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme.

HERKESE 'SEVGİLİM' DEME

11. Evde oturup derdine yanma.
Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama.
Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!

12. Eski sevgili adı üstünde 'eski'dir...
Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.


13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin. Kimse son değil, bunu bileceksin.

14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin. Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!

15. Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese 'sevgili' dememelisin.
Fakaaat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?



HER ŞEYİN ŞIK OLSUN

16. Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin... Kadınlık şıklık demektir.

17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de onlar... Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.

18. Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin.
Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.

19. Erkekler çocuktur. Nokta!

Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.

SEN ÖZELSİN BUNU UNUTMA!

20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin.
Aramazsa aramasın be!

21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın vizesini keseceksin!!

22. Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun...
Mecbursun, bunu fark edeceksin!

23. Her şey bir karar vermene bakar. Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.

24. Yapamayacağın şey yok.
Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin!

25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; SEN ÖZELSİN, SEN Bİ'TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!!!!
__________________
Hiçbir şey asalet kadar güçlü değildir... Ve hiçbir şey gerçek güç kadar asil değildir.
Reply With Quote
  #355  
Old 30-05-2011, 05:44 PM
DevilSmile's Avatar
DevilSmile DevilSmile Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Dec 2008
Location: TR
Posts: 326
Thanks: 212
Thanked 143 Times in 76 Posts
DevilSmile will become famous soon enoughDevilSmile will become famous soon enough
Red face

Yukarıdakini okuyunca bu şarkıyı hemen altında paylaşmak istedim

http://www.youtube.com/watch?v=hYleo...eature=related
__________________

..I see the truths hidden in the darkness just like a cat,I smell your lies just like a wolf..
Reply With Quote
  #356  
Old 30-05-2011, 06:45 PM
Nuvola's Avatar
Nuvola Nuvola Çevrimdışı
Junior Member
 

Join Date: Jan 2010
Posts: 34
Thanks: 1
Thanked 19 Times in 10 Posts
Nuvola is on a distinguished road
Esefle kınadım
__________________
Hiçbir şey asalet kadar güçlü değildir... Ve hiçbir şey gerçek güç kadar asil değildir.
Reply With Quote
  #357  
Old 31-05-2011, 05:25 PM
DevilSmile's Avatar
DevilSmile DevilSmile Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Dec 2008
Location: TR
Posts: 326
Thanks: 212
Thanked 143 Times in 76 Posts
DevilSmile will become famous soon enoughDevilSmile will become famous soon enough
Ama benim suçum yok ki. Tam okuyordum sonlara doğru içten içe bu şarkıyı duyar oldum
__________________

..I see the truths hidden in the darkness just like a cat,I smell your lies just like a wolf..
Reply With Quote
  #358  
Old 03-06-2011, 06:18 AM
gloomy's Avatar
gloomy gloomy Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Jan 2009
Posts: 115
Thanks: 43
Thanked 66 Times in 37 Posts
gloomy will become famous soon enough
...

(Bugün günlerden hiç benim adım yok. Kanatlanıyor içimden binlerce siyah kelebek. Savruluyor rüzgârda yaprak gibi



Kalbim, uzaklarda bir yerde. Kalbim kayıp.)



Sessiz, yorgun, ağır, gözkapaklarım kapanıyor yine… Yine…



(Karanlığa dokunabiliyor sanki ellerim.)



Yıkık, dökük, bu şehrin duvarları birer birer üstüme yıkılıyor yine…



(Sadece sesler duyuyorum..)



Yine…



(Ayak sesleri uzaklarda..)



Kuş sürüleri terk ederken bu şehri, ardında yoksul ve kimsesiz çocuk gibi bırakıyor yine…



(Susuyorum.)



Yine…



(Sessizlik keskin..)



Ve sonbahar sinsice yaklaşarak peşinde köpek gibi bir yalnızlığı üstüme sürüklüyor yine…



(Bekliyorum)



Yine…



(Beklemek keskin)



Sözler hep yalan! Yeminleri unut!



Bir veda bir sebepsiz tokat gibi çarpıyor yine…



(Burdan gitmem gerek)



Yüzüme…



Şarkılar yalan! Duyduklarını unut!



Bir hikaye rüzgarın ellerinde savruluyor yine…



(Herşeyi unutmam gerek)



Yine!



Kestim! Akıttım! Damarlarımdaki kanımda akan o kirli siyah yalanları!



(Acımıyor bileklerim)



Olmadı!



(Acımıyor hiç)



Sildim! Çıkardım! Yüzümden kazıdım yüzüme çizdiğin o siyah derin yazıları!



(Acımıyor ellerim avuçlarım)



Olmadı!



(Acıtmıyor hiçbirşey)



Kustum! Tükürdüm içimde senden kalan o keskin o acıtan hatıraları!



(Acımıyor tenim, ve acımıyor)



Olmadı!



(Dokunduğun yerler)



Söktün! Defalarca diktim o küçük ellerinle açtığın ve sızlayan bütün yaralarımı!



(Acımıyor artık kalbim)



Olmadı!



(Kalbim)



Bana ne yaptın… Ne yaptın… Ne yaptın… Ne yaptın çocuk!



(Sadece sessizce durdum ve öylece izledim bir meleğin ellerindeki ellerimin izlerini.)



Niye yaptın… Niye yaptın… Niye yaptın ahh çocuk!



(Sadece sessizce durdum ve öylece izledim bir meleğin ellerindeki kaderimin sökülüşünü.)



Bana ne yaptın… Ne yaptın… Ne yaptın… Ne yaptın çocuk!



(Sadece sessizce durup öylece izlemek istedim bir meleğin ellerindeki kalbimi.)



Niye yaptın… Niye yaptın… Niye yaptın ahh çocuk!



(Sadece öylece durup sessizce izlemeyi istedim, sadece bir meleği sevmeyi.)



Göremiyorum, duyamıyorum artık dokunamıyorum çocuk!



(Hep bir şey eksik gibi ve hep bir şey yarım ve hep bir şey yok artık sanki.)



Anlatamıyorum anlatamıyorum artık ağlayamıyorum çocuk!



(Ne bir ışık var ne de bir şarkı artık sokaklarında bu kaybetmiş şehrin)



İnanmıyorum inanmıyorum artık inanamıyorum çocuk!



(Ne bir isim var duvarlarında, ahh ne de okunabilen bir cümle.)



Bilmiyorum bilmiyorum artık sevemiyorum çocuk!



(Sadece sessizce durdum ve öylece izledim bir meleğin ellerindeki ölümümü.)



Ne yağmur, ne kar, ne yüzüme vuran rüzgar, canımı yakan acıtan sonbahar, daha dinmedi çocuk!



(Öyle beyaz)



Seni silmedi çocuk!



(Öyle maviydi ki)



Alev alev yanan kirpiklerinde saçılan kıvılcımlarınla başlayan bu yangın daha sönmedi çocuk!



(Öyle güzeldi ki ve öyle..)



Sönemedi çocuk!



(Öyle masum ama… )



Bu viran şehirde, bu viran hikaye henüz bitmedi!



Bitmedi bitmedi bitmedi çocuk!



(Öyle yanlış öyle…)



Bitemedi çocuk!



(Öyle yanlış ki ve öyle… )



Bu aciz şarkılar, bu aciz dualar seni geri getirmedi getirmedi getirmedi çocuk!



(ve öyle çocuk)



Dönmedin çocuk!



(Kalbim…)



Bana ne yaptın… Ne yaptın… Ne yaptın… Ne yaptın çocuk!



(Tüm maviler kirli şimdi ve tüm beyazlar utanç içinde ve sadece uyumak)



Bunu niye yaptın… Niye yaptın… Niye yaptın… Niye yaptın çocuk!?



(Uyumak istiyorum… )
__________________
Kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok...
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to gloomy For This Useful Post:
hanci (03-06-2011)
  #359  
Old 03-06-2011, 09:28 PM
hanci hanci Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Feb 2009
Posts: 73
Thanks: 46
Thanked 40 Times in 25 Posts
hanci is on a distinguished road
yazı güzel bişi... muhim yaşamak gibi...anlamak ölmek gibi...
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to hanci For This Useful Post:
gloomy (05-06-2011)
  #360  
Old 08-07-2011, 11:00 PM
hanci hanci Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Feb 2009
Posts: 73
Thanks: 46
Thanked 40 Times in 25 Posts
hanci is on a distinguished road
İç Nefes

O bir çay istemişti, trenin içinde
Biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
Ben yalnız kalmıştım, senin içinde
Oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

...Aşkı geçtik, gözlerini açabilirsin.

O bir dile sığınmıştı, sözü içinde
Yolu yoluma çıkmıştı, çölü içinde
Ben eski kalmıştım, senin içinde
Oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni!

Düşü geçtik, kendine bakabilirsin.

O bir bende kırılmıştı, hayli içimde
Issız otağ kurulmuştu, canım içinde
Oysa kaç bahçe yerine açmıştım seni!

Kimi geçtik, kimseye sorabilirsin.

Haydar Ergülen

güzelmiş...
Reply With Quote
The Following 2 Users Say Thank You to hanci For This Useful Post:
gloomy (10-07-2011), Raistlin (09-07-2011)
  #361  
Old 29-07-2011, 10:10 AM
gloomy's Avatar
gloomy gloomy Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Jan 2009
Posts: 115
Thanks: 43
Thanked 66 Times in 37 Posts
gloomy will become famous soon enough
Ancak bir benzerim öldürebilir beni

Artık daha fazla böyle yaşayamazdı. İçindeki o sadece ve sadece kendisine ait olan özü ortaya çıkarmak ve onu yaşatmak istiyordu. Çünkü böyle, birden fazla ve kendisinin olmayan ve gerçek mi sahte mi olduğunun ayırdına varamadığı kişilikleri taşıyordu, sıkıntılı bir yük gibi... Peki, gerçek ve sadece ona ait bir özü var mıydı onun? Varsa neredeydi ve kimdi o? Öylesine çok maske kullanmış, öylesine çok değişik kalıplara girmiş, şekil değiştirmek zorunda kalmıştı ki, gerçek niteliğini yitirmiş olarak duruyordu. Belki de hiç olmadığı korkusuna kapılıyordu arada bir. Sık sık o gerçek özünü bulabilmek, ona ulaşabilmek için eve kapanıyor, günlerce hiçbir arkadaşını, yakınını aramıyordu. Kendisine yeni bir koza örmeliydi ve gerçek özünü bulduğunu sanıp, 'artık insanların içine çıkabilirim, onları gerçek kişiliğimle görüp, hissedebilirim' diye düşünüyor, yanlarına sevgi ve hasretle koşuyor, ama biraz konuştuktan sonra, konuşmanın yine kendisine ait bir öz olmadığını görüyordu. Bir başkasıydı sanki o. Ya da kimseye ait olmayan birinin özüydü taşıdığı. Unutulmuş, tesadüfen bulunmuş ya da korkudan, kaygıdan alelacele oluşturulmuş yapma bir şeydi. O ânı kotarması için, ilişkileri geçiştirebilmek, kendini orada o an için var edebilmek için yarattığı sahte bir kişilikti sanki...

Bu yüzden arkadaşlarına dostlarına sevgiyle, umutla koşar, sonra da yapma kişiliğinin yarattığı sıkıntı, tatsızlık, boşluk belli belirsiz bir kasvet duygusuyla yeniden gerçek özünü bulmak için evine, odasına dönerdi. Yine olmamıştı. İçindeki o gerçek öz, eğer bir ara var olmuşsa onu belki de sonsuza kadar terk etmiş, onu böyle öksüz, hep doyumsuz, geçicilik ve kenarda kalmış olma duygularıyla bırakmıştı. Bu hep geçicilik duygusuna, şu anlamsızlık duygusuna daha fazla dayanamazdı. Bir gün gerçek kendisiyle buluşacaktı. Bu tutkuyla bekleyiş, ona geçmişte bir ara, belki çok kısa bir süre bu özle birlikte yaşadığı inancını veriyordu. 'O vardı ki ben onu böylesine çok özlüyorum' diyordu... Şimdiyse 'binlerce hiç kimseydi'. Tek başına bile değildi. Çünkü tek başına olmak bir sağlam varoluştu ve bakım isteyen bir şeydi. 'Tek başınalık bir şans'tı.

Yalnız bile olamadığı, bir hiç kimse olduğu için bu yüzden kim gerçek dostu, kim düşmanı, kim onu seven, kim katili, asla içtenlikle anlayamıyordu, algılayamıyordu. İşte bu yüzden onu gerçekten sevenleri göremiyor, onu pek de ciddiye almayanlara çok yakınlık duyduğunu sanıyordu. Çoğu kez sevgisinden ve nefretinden emin olamadığı için hep endişeler ve kaygılar içinde ve güvensizlik duygularıyla yaşıyordu.

Hep bir doyum arıyor, ama yine hep açlık hissediyordu. Kahramanlık yapmak, cesur serüvenler yaşamak istiyor, ama korkuları buna izin vermiyordu. Hep o sahte kimliklerinin tümünden kurtulup çılgın ve başıboş bir aşk yaşamak istiyor, sonunda güvenli, ancak sıkıntılı, coşkusuz, tekdüze ilişkilere saplanıp kalıyordu...

Cezmi Ersöz
__________________
Kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok...
Reply With Quote
  #362  
Old 14-08-2011, 12:59 PM
DevilSmile's Avatar
DevilSmile DevilSmile Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Dec 2008
Location: TR
Posts: 326
Thanks: 212
Thanked 143 Times in 76 Posts
DevilSmile will become famous soon enoughDevilSmile will become famous soon enough
Sana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen
Ve anlatmadıklarım neleri söylüyor

Boğazımı yırtarcasına susuyorum

Ya verilmekten yıpranan cevaplardayım
Ya sorulmamaktan solan sorularda

Sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun her akşam
Ben ıslanmasını bilmeyen ahmak
Bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam

Pimi çekilmiş coğrafyalarda
Zaman ayarlı bir aşkın en tesirsiz parçasıydım

Ve ben günah şeridinde hatalı sonlanandım
Az gittim
Uz bittim
Hiç geldim!
Uyurken bile uykusuzluk akan gözlerinde
Kaçan trenlerin hesabını istasyonlara kesen
Kalabalıkta unutulmuş bir yalnızdım
Kendine kaçak yolcular bindiren...
Her yolcuda kendine yakalanan!

"Kalbime girmek teklikeli ve yasaktır" larla
Yaşamamaya kalkışıyorsun hayata
Ve ben
Senden yırtılma bir yelkenle
Aynı yöne gittikçe
Aynı yere geldim
Sonumu baştan yazdım;
İçimde hala bana ilk aldığın acım!

Gece, sabahı da siyah kusuyor üstüme
Aklıma yaprakların dökülüyor
Bugün aklımda sen vardın;
Aklımı karıştırmadım!

Artık biliyorum
Aşk bir intihar saldırısıdır; yalnızca iki kişinin öldüğü!

Aşka nişan alıp ayrılığı ıskalayan acemi
Hala gözlerinde kalp kapaklarım
Seni almadan içinden nasıl giderim?
Ve sen kaç kez bu hırsla sevildin
Koca koca kışları;
Kısa kısa şubatları biriktirdin...

Susku sınanmamış bir ustura gibidir
Susardın
İç denizine sığınmış gemileri yakan bir limandın
"Bak şimdi gönülsüz gittiler senden;
Gönlünü çaldıkların !!!"

Yazmadıklarından korkarsın en çok yaşadığın hiçbir şey de
Ve adın gibi bilirsin;
Aramayı unutan bulmayı öğrenemez

Bugünler dünlerinden utanıyorsa
Hiç yarın olamayacaklar
Şimdi ne bugünsün ne de yarın
Olsa olsa sadece bir yarım;
Ya da eksilen yanım!

An kaybından ölen zaman
Senden daha katilini bulamadı kendine

Gelseydin eğer kendimi bile kovardım yanımdan
Gelmedin yine kendimsiz kaldım ardından...
Dünyanın bütün dillerinde sustum ve bir şair bıraktın geride
Ekmeğini aşktan çıkaran!

Sus'talı bir aşk seninki
Sesinle çıplaklaşıp suskunluğumla giyiniyorum
Korunak sandığım tüm senlerde
İçimde yoktan başka bir şey kalmadı

Ruh ölünce cesedi beden taşıyor sırtında
İki büklüm acılarla
Patlasam her yere acı sıçrayacak biliyorum
Patlamamaya hazır bir bomba oluyorum

Ben mi çok yorgundum sen mi çok dinç?
Bende mi eksikti
Sen de mi fazlaydı sevinç?
Dilsizler yalan söyleyemez anladım,
Ya ben konuşamadım
Ya sen sağırdın!
Her şeye rağmen bana öyle çok sığdın ki
İçimde kimseye yer bırakmadın

Bildiğim; Ağaç misali toprağa bağlandıkça gökyüzüne uzamak
Çelişkim; Giden bir tren de kalanların şarkısını haykırmak

Hangi dil kendini kandırabilir ki?
Aşk bir suç değil mi;
Her defasında kendini ihbar edip yakalatan.
Ve en saf ihanet, kendi ihanetine kanan

Senin gibiler vakitsiz susan aşkı severler

Seni bu kör kuyulardan salan neyin şarkısıysa
Gözlerinin kahvesinden içtiğimde oydu
Şimdi
Eksilen her yanıma adını verdim
Bu yüzden güzelim ben

Dudağını düğümlediğim fırtınaları kopardım sonunda
bir bardak suda
Ben ancı sen soncu
"Sana dayanamadı bıçak kemiğe dayandığı kadar"

Elbette unuturum sonunda
En fazla bir mevsim ağlarım
Alışırım yalancı baharlara ama;
Ama yine de biri beni kandırsın yokluğunda

Sen bu şiiri okurken ben başka bir şiir de olacağım

Başkasının kollarında da senin yollarını adımlamak varmış meğer

Sana anlattıklarım ne çok şey susuyor
Ve sustuklarım neler söylüyor
Gittin değil mi?
Şimdi ne desem kar yağıyor


Kahraman Tazeoğlu
__________________

..I see the truths hidden in the darkness just like a cat,I smell your lies just like a wolf..
Reply With Quote
The Following 3 Users Say Thank You to DevilSmile For This Useful Post:
gloomy (23-10-2011), hanci (01-09-2011), RÜZGAR (07-09-2011)
  #363  
Old 06-09-2011, 07:23 PM
DevilSmile's Avatar
DevilSmile DevilSmile Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Dec 2008
Location: TR
Posts: 326
Thanks: 212
Thanked 143 Times in 76 Posts
DevilSmile will become famous soon enoughDevilSmile will become famous soon enough
özlemek..Onun haberi olmadan,kalbin sıkışarak özlemek..Yanlış olduğunu bilerek özlemek..Hem özlemek hem de merak etmek..
__________________

..I see the truths hidden in the darkness just like a cat,I smell your lies just like a wolf..
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to DevilSmile For This Useful Post:
RÜZGAR (07-09-2011)
  #364  
Old 07-09-2011, 07:21 PM
RÜZGAR's Avatar
RÜZGAR RÜZGAR Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2009
Location: İstanbul
Posts: 396
Thanks: 572
Thanked 364 Times in 171 Posts
RÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the rough
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

Işığı gördüm, korktum.

Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladim sevdiklerimi. ..

Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.

Dogumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;

aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu

öğrendim.

Zamanı öğrendim.

Yarıştım onunla…

Zamanla yarışılmayacagını,

zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…

İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…

Sonra da her insanın içinde

iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.

Sonra güvenmeyi…

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,

sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu

ögrendim.

İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde oldugunu ögrendim..

Evreni öğrendim.

Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.

Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni

aydınlatabilmek gerektigin öğrendim.

Ekmeği öğrendim.

Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.

Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,

bolca üretmek kadar önemli oldugunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.

Kendime yazıyı öğrettim sonra…

Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

Gitmeyi öğrendim.

Sonra dayanamayıp dönmeyi…

Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.

Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek

oldugunu öğrendim.

Namusun önemini öğrendim evde…

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;

gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el

sürmemek oldugunu ögrendim.

Gerçegi öğrendim bir gün…

Ve gerçeğin acı oldugunu…

Sonra kararında acının, yemeğe oldugu kadar hayata da

lezzet kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının

hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.

Olur ya …

Kalp durur …

Akıl unutur …

Ben dostlarımı ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur …


(Hz.Mevlana Celaleddin Rumi)
__________________
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to RÜZGAR For This Useful Post:
DevilSmile (07-09-2011)
  #365  
Old 22-10-2011, 09:26 AM
hanci hanci Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Feb 2009
Posts: 73
Thanks: 46
Thanked 40 Times in 25 Posts
hanci is on a distinguished road
sürgün ülkeden başkentler başkentine...


Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili


Sezai Karakoç

güzel şiir eskimesi eksilmesine sebebiyet vermese gerek...
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to hanci For This Useful Post:
gloomy (23-10-2011)
  #366  
Old 01-11-2011, 10:43 PM
gloomy's Avatar
gloomy gloomy Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Jan 2009
Posts: 115
Thanks: 43
Thanked 66 Times in 37 Posts
gloomy will become famous soon enough
De ki işte Oruç Aruoba'dan

Yaşamında en zor işin, kendi yolunu yürümek olacak
– ve, ilişkin olan, önem ve deger verdigin kişilere, bunu
anlatmak:
Yaşamının, yaşadıgın kadarıyla,
yalnızca senin yaşamın oldugunu; aynı şeyin
onlar için de geçerli oldugunu; ilişkide olmanın da,
bu temel gerekliligi engellemedigini,
engellememesi
gerektigini...

Ama anlatamayacaksın ki...
---Çünkü, daha kendin bile geregince
anlamamış olacaksın bunu... Yaşarken, başkalarının yaşadıklarını gördüklerin,
senin yaşamına teget geçen şeyler olacak :
senin yaşadıkların da, başkalarının yaşadıklarına
dik gelen...Öyle ki, başkaları hep geçecek
sen gelirken.

Gelip geçici olacak yaşamın
-- başkalarının yaşamları da (senin icin) geçip gelici;
ama, sonradan, tabii, yine,
gelip geçici...

Başkalarına dik gelenler senden teget geçecek
-- ve tersi: başkalarına teget gelenler,
sana dik...
Yaşamında, en cok yakınlaşma istegi duyacagın kişiler,
senden uzaklaşma gereksinimini en cok duyan kişiler
olacaklar.
yaşamda kimse paylaşmayacak -paylaşamayacak- senin tutkularını: onları, hep, yaşayıp, yaşayıp, unutacaksın.

yalnız, yaşayacaksın;
yalnız yaşayacaksın...
__________________
Kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok...
Reply With Quote
  #367  
Old 12-02-2012, 12:37 PM
gloomy's Avatar
gloomy gloomy Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Jan 2009
Posts: 115
Thanks: 43
Thanked 66 Times in 37 Posts
gloomy will become famous soon enough
En yakının seni incitirse

Bu hayatta herkesin layık olduğu bir vitrin rafı var.

Her an görmekten, birlikte bir şeyler paylaşmaktan hoşlandıklarını, senin için en önemlileri ön sıradaki raflarda tutuyorsun. Kıymetlilerin oluyor onlar senin…

Daha az önemliler, hatta önemsizler ise daha arka raflarda duruyor.
...
Zira değer vermediklerini önlerde tutup sürekli göz önünde bulundurarak asabını bozmak istemiyorsun.

Aslında onların seni üzmesi pek de mümkün olmuyor. Yaptıklarını umursamıyorsun bile.

Oysa kendini yakın hissettiğin, her şeyini paylaştığın insanlar her daim hayatında kalsın, hep aynı rafta yer alsın istiyorsun.

Sen istiyorsun istemesine ama, onlar istemiyorsa…

Biliyorlar yumuşak karnını, nasıl davranırlarsa seni daha çok kıracaklarını.

Savunmasız yanlarını…

Önem verdiklerini… Vermediklerini…

Parmaklarını sallıyorlar mesela seninle konuşurken. Kaç yaşında olduğunu umursamadan.

Sonra… Seslerini yükseltiyorlar.

Söyleyeceklerini art arda sıralayıp sen konuşurken kapıyı çarpıp çıkıyorlar arkalarında nasıl kırık bir kalp bıraktıklarını bile umursamadan.

Sana “konuşma” diyorlar yani. “Sesini bile duymak istemiyorum.”

Susturuyorlar seni.

Tehditler savuruyorlar seni incitmek, gözünü korkutmak için.

“Ben böyle istiyorum kendi adıma, canın isterse” tavrını takınıyorlar.

Küçücük bir kız çocuğu oluyorsun o anda kadınlığından sıyrılıp; onlar azarlarken seni.

Duymaktan en nefret edeceğin şeyleri söylemekten geri kalmıyorlar.

Özellikle söylemekten geri kalmıyorlar hatta seni rahatsız edeceğini bildiklerini.

Bilerek, seçerek cımbızla seçiyorlar acı sözlerini.

Sesini bile çıkarmıyorsun, öylece bakıyorsun gözlerinin taa içine, duyduklarına-yaptıklarına inanamaz, afallamış bir ifadeyle.

"Bu mu benim en değerlim?" diyorsun.

Sonra…

Gözünden bir damla yaş akıyor… Uzanıp alıyorsun onu en öndeki raftan, arka sıralara yerleştiriyorsun bir daha hiçbir zaman ön rafa geçemeyeceğini bilerek.

İçin acıyor…
__________________
Kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok...
Reply With Quote
  #368  
Old 22-02-2012, 01:10 PM
maestroab's Avatar
maestroab maestroab Çevrimdışı
Junior Member
 

Join Date: Feb 2009
Location: istanbul
Posts: 13
Thanks: 13
Thanked 6 Times in 4 Posts
maestroab is on a distinguished road
öyle güzel cahildik..



Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz ...bozulmazdı hiç!
Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...
Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış,
bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş
merkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlık
içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...
Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur...
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer,
kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine,
geniş ve besleyici bir masal dünyası...
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret
kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi,
sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı... Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu,
yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi...
Kimin umurunda...
Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini çiziyorduk...

mr.magoo
Reply With Quote
Reply


  iSketch Forum > Off Topic > International Language Forums > Türkçe

Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off

Forum Jump


All times are GMT. The time now is 07:34 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.