iSketch Forum

Register or login to get rid of this advert.
iSketch Gallery

Go Back   iSketch Forum > Off Topic > International Language Forums > Türkçe

Reply
 
Thread Tools Display Modes
  #1  
Old 27-03-2009, 06:51 PM
JiGsaW's Avatar
JiGsaW JiGsaW Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2007
Location: Istanbul
Posts: 183
Thanks: 112
Thanked 197 Times in 92 Posts
JiGsaW has a spectacular aura aboutJiGsaW has a spectacular aura aboutJiGsaW has a spectacular aura about
Kitaplar: Alıntılar / Özetler / Önerileriniz

Farklı zevklere sahip, renk renk insanlarız bu oyunda/forumda. Açıkçası kitapların bizlere çok farklı kapılar açtığını, gerek dilimize gerek kişisel gelişimimize büyük bir etki ettiğini eminim küçüklüğümüzden beri bize söylüyorlardır. İşte tüm bu şeyleri size yinelemeden bu başlığın ne gibi bir niyetle açıldığını paylaşayım;

Hepimizin farklı kitaplar okuyup beğendiklerini burada ufak bir özet şeklinde veya alıntılar yaparak bizde uyandırdıklarını paylaşarak birbirimize önerebiliriz.

Bir kitapevine girdiğinde insan kendini kaybeder, eminim oturup kahve eşliğinde hepsini veyahut artık ne kadar alabiliyorsanız o kadarını bir güzel okumak içinizden geçmiştir. Ben şahsen merak ediyorum, eminim bu başlık altında sizlerin önerdiği kitaplardan bir kaçına gidip en azından bir iki sayfasına bakarım.
__________________
"Söz anlayana, söz dinleyene söylenir."

Last edited by JiGsaW; 27-03-2009 at 07:13 PM.
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to JiGsaW For This Useful Post:
simM (06-02-2010)
  #2  
Old 27-03-2009, 07:01 PM
JiGsaW's Avatar
JiGsaW JiGsaW Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2007
Location: Istanbul
Posts: 183
Thanks: 112
Thanked 197 Times in 92 Posts
JiGsaW has a spectacular aura aboutJiGsaW has a spectacular aura aboutJiGsaW has a spectacular aura about
Açılışı iki kitapla yapıyorum :



ATATÜRK , Bir Milletin Yeniden Doğuşu
Yazar : Lord Kinross (İskoç bir tarihçi, bu kitabı ve İslam Tarihi üzerine yazdıkları ile tanınıyor)
Basım: 1966

Evet dikkat ettiğiniz gibi basımı 1966, bendeki ise 12.basımı (o bile 1994).

Şöyle bir elinize aldığınızda arkadaki hayli kalabalık zengin kaynakçası dikkatinizi çeker. Yayınlanmamışlardan, Türkçe kitaplara, Gazete ve Dergilerden, Başka dilde yayınlanmış kitaplara uzanan geniş bir yelpaze baz alınarak kaleme alınmış Lord Kinross tarafından Atatürkümüz.

Genellikle ben bir yabancının Atatürk'ü anlatabileceğinden şüphe duyarım. Bizim gözümüzdeki kahraman, yüreklerimizin içindeki ve tarihi duygularımızı bir yabancının kaynaklardan dahi hissedebileceğine inanmam. Ancak bu adam adeta Atatürk'ün Mustafa Kemal'likten Atatürk'lüğe adeta günbe gün onunla yaşamışçasına anlatışı hayli dikkat çekici.

Klasik bir kitap gibi doğumundan başlıyor, çocukluğu, askerliği, evlatlığı, komutanlığı, Kurtuluş Savaşı, bütün bu süreçteki ilişkileri gayet güzel tasvir edilmiş. Okurken adeta gözlerinizin önünde sahneleri canlandırabiliyor, zorluk çekmiyorsunuz.

Güzel bir tarihi kitap, Cumhuriyet tarihimizi ve Atatürk'ü tekrar okumak için önerebilirim. İnkilap Tarihi konusunda akıcı bir kaynak arayan öğrenci arkadaşlar için gayet hareketli bir roman havası verebilir. Hem okuyor hem öğreniyorsunuzdur.
__________________
"Söz anlayana, söz dinleyene söylenir."
Reply With Quote
  #3  
Old 27-03-2009, 07:09 PM
JiGsaW's Avatar
JiGsaW JiGsaW Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2007
Location: Istanbul
Posts: 183
Thanks: 112
Thanked 197 Times in 92 Posts
JiGsaW has a spectacular aura aboutJiGsaW has a spectacular aura aboutJiGsaW has a spectacular aura about
MAHREM (Roman)
Yazar : Elif Şafak ( Tasavvuf zeminli, türkçe farsça ve arapça kelimeleri ağırlıklıkla kullanışı ve kuvvetli tasvirleri ile tanınan başarılı bir kadın yazarımız.)
Basım: 1999


Evet, gerçekten çok keyifle okuduğum 2. roman. Pek Romanları sevmeyen ben bu kadının yazım diline, efsununa hayranım. Türkçe hakimiyetinize güvenseniz dahi yanınızdan sözlük eksik etmeyin derim Elif Şafak okurken. Durgunluğu, sakinliği ve derinliği yazılarına dökülen, görünmeyeni gösterebilen yaratıcı bir kadından "Görmek ve Görülmek" üzerine etkili bir roman.

Zıtlıkların bolca kullanıldığı, mistik öykülerin resmedildiği, sürükleyici bir kitaptı. Özellikle seyehat ederken okunması rahat. Sizi çevrenin yoğunluğundan izole eder, kendinizi tamamiyle kitabın diline teslim edersiniz.

Misal ben kitabın arkasındaki yazıyı çok severim;

gözbebeği; insanlarda yuvarlak,hayvanların çoğunda ise elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı,irise gelen ışığın miktarına göre değişir.karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini,aydınlık ve yakınlık küçültür.yani bu kararsız çember ışık varsa küçülür,ışık yoksa büyür.yakına bakarken de küçüldüğüne göre yakın olan aydınlıktır,aydınlıktadır.uzağın payına karanlık düşer.zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.aşık olunca da büyür gözbebeği;demek ki aşık olunan hep uzaktadır.aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için maşuka gözbebeğim diye hitap edilir.

Özetini özellikle yazmıyorum çünkü gizemini büyüsünü okuyucu keşfetmeli.
__________________
"Söz anlayana, söz dinleyene söylenir."

Last edited by JiGsaW; 27-03-2009 at 07:33 PM.
Reply With Quote
The Following 3 Users Say Thank You to JiGsaW For This Useful Post:
She` (02-04-2009), simM (06-02-2010), Thyia (24-08-2010)
  #4  
Old 27-03-2009, 07:59 PM
By_PisiqKoO's Avatar
By_PisiqKoO By_PisiqKoO Çevrimdışı
Member
 

Join Date: Mar 2009
Posts: 33
Thanks: 2
Thanked 15 Times in 10 Posts
By_PisiqKoO is on a distinguished road
Thumbs up Aclik oyunlari

ACLIK OYUNLARI
Yazar : Suzanne Collins
Basım : 2009

"Açlık Oyunları"
Vallahi arkadaşlar ben bi kitap önerebilirim sizlere...Tabikide herkesin tarzı farklıdır...Aslında bende fazla kitap okuyamam...İşte ara sıra bakarım kitapevlerinin önünden geçerken...Ben geçenlerde yine melül melül bakınırken Kara Kaplı ve "Açlık Oyunları" başlıklı bi kitap dikkatimi çekti...Sosyal içerikli bi kitap olduğunu düşündüm görünce ama önsözü ve bi kaç sayfa okuyum derken kitabı hemen kaptım ve kaçtım tabi parasını ödeyerek...
Kısaca anlatmak gerekirse "Açlık Oyunları" Fantastik bir Aksiyon...Özellikle kitabın kalıplaşmış bir kaç cümlesini sölemek istiyorum sizlere...Gerisini azcık merak edin alma hevesiniz olsun...

"ETRAFINIZDAKİ BAŞKA HERKEZ SABAHI GÖREMEYECEĞİNİZDEN EMİNKEN VAHŞİ BİR ORTAMDA KENDİ BAŞINIZA HAYATTA KALABİLİR MİSİNİZ?"

"KAZANMAK ÜN VE TALİH,KAYBETMEK İSE KESİN ÖLÜM ANLAMINA GELİR.BU OYUNUN GALİBİNİN KARNI DOYACAK KAYBEDEN İSE ÖLÜMEMLE TANIŞACAK...
AÇLIK OYUNLARI BAŞLASIN...


Ben gerçekten çok ama çok beğendim...Sadece tavsiyedir...JiGsaW ında dediği gibi kitapevine gidince bana göre biz göz gezdirilmesi gereken bi hikaye...JiGsaW'a teşekkürler...
__________________
Kendini kandırma kızım!
Ne sanıyosun sen hayatı pembe bi eLbise mi ?Bıktın poLyannacılık oynamaktan.Kaç kez anLatıcam sana Geçmio işte acıLar.Bu işLer internet bağLantına benzer Bi koparsa kaLırsın ortada.Ne o küçük hanım niçin bu yaşLar?
AğLama PaLyaço Makyajın Akar !
Reply With Quote
The Following 2 Users Say Thank You to By_PisiqKoO For This Useful Post:
JiGsaW (30-03-2009), simM (06-02-2010)
  #5  
Old 27-03-2009, 08:15 PM
minzomarakan's Avatar
minzomarakan minzomarakan Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jun 2008
Location: Cumhuriyet
Posts: 205
Thanks: 40
Thanked 163 Times in 58 Posts
minzomarakan is on a distinguished roadminzomarakan is on a distinguished road


'Ekonomik tetikçiler (ET'ler) , yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve diğer yabancı 'yardım' kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin tabii kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır.

Nereden mi biliyorum; ben de bir ET idim'
__________________
Fosforun zeka gelişimine katkısını sahil şeridine bakarak görebiliyoruz..Türkiye balık yesin!!!!
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to minzomarakan For This Useful Post:
JiGsaW (30-03-2009)
  #6  
Old 27-03-2009, 09:19 PM
Pembe-Turtle's Avatar
Pembe-Turtle Pembe-Turtle Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Oct 2008
Posts: 154
Thanks: 191
Thanked 173 Times in 66 Posts
Pembe-Turtle will become famous soon enoughPembe-Turtle will become famous soon enough
Kimya Hatun (Roman)


Yazar: Saide Kuds (İran’lı yazarın ilk romanı olmasına karşın son derece prestijli kabul edilen: 2006 Parvin Etesami Edebiyat ödülünü kazanmıştır)


Mevlana’nın üvey kızı Kimya Hatun’un gerçek hikayesi….


İrfan ve Tasavvuf dünyasının iki dev ismi Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Şems’in yaşamlarındaki birçok bilinmezin bilinmesine yardımcı olan bir roman. Sırf kadın oldukları için tarih tarafından bir kenara itilebilecek olan kadınlara ışık tutan kitap, bu konuyu Şems ve Mevlana’nın karşılaşma kayıtlarını derinden inceledikten sonra hayatı bu her iki adama da bağlı olarak geçen genç bir kadının hikayesinin unutulduğunu fark ettiriyor.


Mevlana’nın daha önce hiç su yüzüne çıkmamış yönlerinin çarpıcılığı ise; son derece akıcı bir dille gözler önüne seriliyor.
__________________
Güç kadına yakışır...

Last edited by Pembe-Turtle; 27-03-2009 at 10:13 PM.
Reply With Quote
The Following 2 Users Say Thank You to Pembe-Turtle For This Useful Post:
JiGsaW (30-03-2009), simM (06-02-2010)
  #7  
Old 28-03-2009, 01:28 PM
HerzL HerzL Çevrimdışı
Banned
 

Join Date: Jan 2009
Location: Çamardı - Niğde
Posts: 78
Thanks: 3
Thanked 12 Times in 11 Posts
HerzL is on a distinguished road



Bildiğinizi düşündüğünüz her şey yanlış…

Bu kitap, yaygın kanılarla ilgili yanlış bilgilerimizin ve yanlış anlamalarımızın kapsamlı bir listesini sunuyor.

Cahillikler Kitabı, filozofların, bilimcilerin ve sokaktaki insanların tarihin büyük bölümünde cevabını aradıkları bir soruya ışık tutuyor: Hakikat nedir, zırva nedir?

Thomas Edison herhangi bir şey hakkında yüzde birin milyonda birinden daha az şey bildiğimizi söylüyordu; Mark Twain sadece matematikte uzmanlaşmak için sekiz milyon yıl gerektiğini düşünüyordu. Cahillikler Kitabı da, bilinecek ne varsa bildiklerini düşünenlere, “her şey bu metinde açıklanmıştır, bilmeniz gereken başka hiçbir şey yok” diyenlere meydan okuyor.



TELEFONU KİM İCAT ETTİ?
Antonio Meucci. Floransalı mucit Meucci ABD’de 1860’ta, teletrofono adını verdiği bir elektrikli aygıtın çalışma modelini gözler önüne serdi. Meucci, Alexander Graham Bell’in telefon patentinden beş yıl önce, 1871’de bir tür geçici patent başvurusunda bulundu. Bell’in patenti 1876’da tescillendiğinde Meucci dava açtı. Olağanüstü bir tesadüf eseri Meucci’nin modelleri kayboldu. Fakat 2002 yılında ABD Temsilciler Meclisi, “Meucci’nin telefonu icat ettiğinin kabul edilmesi” kararını verdi.

MADDENİN KAÇ HALİ VARDIR?
Her gün genişlemekte olan bir liste olmasına rağmen şu anda 15 tanedir. İşte listenin son hali: Katı, amorf katı, sıvı, gaz, plazma, süper akışkan, süper katı, dejenere katı, nötronyum, güçlü simetrik madde, zayıf simetrik madde, kuarkgluon plazma, fermiyonik yoğunlaştırma, Bose-Einstein yoğunlaştırması, acayip madde.

DÜNYA MI AY’IN ETRAFINDA DÖNER, AY MI DÜNYA’NIN ETRAFINDA?
İkisi de birbirinin etrafında döner. Bu iki kütle, Dünya’nın yüzeyinin yaklaşık 1600 km altındaki ortak bir ağırlık merkezinin yörüngesinde döner. Böylece Dünya üç farklı dönüş gerçekleştirir: Kendi ekseni etrafındaki, Güneş’in etrafındaki ve bu ağırlık merkezinin etrafındaki dönüşü.

KIRKAYAĞIN KAÇ AYAĞI VARDIR?
Kırk değil yüz de değil. Bazılarının daha fazla, bazılarının daha az ayağı vardır. Yüze en yakın ayak sayısına sahip olanı 1999’da keşfedilmiştir. Kırkayak kelimesi, Latince “yüz ayak” anlamına gelen centipeda kelimesinden gelmektedir. Kırkayaklar yüz yılı aşkın bir süredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yüz ayağa sahip bir örneğine rastlanmamıştır.

DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞEHRİ HANGİSİDİR?
Honolulu. Honolulu’nun 5509 km2’yle en büyük yüzölçümüne sahip şehir olduğu anlamına gelir; ama bu şehrin nüfusu yalnızca 876.156’dır. şehrin yüzde 72’si deniz suyuyla kaplıdır.

YERYÜZÜNDE İNSAN ELİYLE YAPILMIŞ EN BÜYÜK YAPI NEDİR?
Yanlış cevaplar arasında Büyük Piramit, Çin Seddi ve Kuveyt’teki Mübarek el-Kebir Kulesi sayılabilir. Doğru cevap 1948’de açılan Fresh Kills çöp depolama alanı çok geçmeden insanlık tarihindeki en büyük projelerden biri haline geldi ve sonunda Çin Seddi’ni geride bırakarak dünyada insan eliyle yapılmış en büyük yapı oldu.

DÜNYA’NIN ETRAFINI DOLAŞAN İLK İNSAN KİMDİR?
Zenci Henry. Hemen hemen herkese yabancı bir isim olan Enrique de Malaca, Macellan’ın kölesi ve çevirmendi. Ferdinand Macellan dünyanın etrafındaki turunu asla tamamlayamadı. 1521’de Filipinler’de henüz turun yarısındayken öldürüldü. 1519’da çıkılan dünya turu girişimi de dahil olmak üzere tüm yolculuklarda Zenci Henry, Macellan’ın yanında gitti. 1521 yılında Uzakdoğu’ya vardıklarında Zenci Henry dünyanın etrafını dolaşmaış ilk insan oldu.

JAMES BOND’UN EN SEVDİĞİ İÇKİ HANGİSİYDİ?
Votka martini değildi. Fleming’in tüm külliyatıyla ilgili www.atomicmartinis.com adlı internet sitesinde yapılan özenli çalışma, James Bond’un ortalama olarak her yedi sayfada bir içki içtiğini göstermektedir. İçtiği toplam 317 içkiden en çok tercih ettiği, açık arayla viskidir.

Siz hâlâ beş duyumuz olduğunu, suyun renksiz olduğunu, Amerika’nın adının Amerigo Vespucci’den geldiğini ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu düşünüyorsanız John Lloyd ve John Mitchinson imzalı Cahillikler Kitabı’nı mutlaka okumalısınız
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to HerzL For This Useful Post:
JiGsaW (30-03-2009)
  #8  
Old 28-03-2009, 05:24 PM
RÜZGAR's Avatar
RÜZGAR RÜZGAR Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2009
Location: İstanbul
Posts: 396
Thanks: 572
Thanked 364 Times in 171 Posts
RÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the rough
Uzun Beyaz Bulut (Gelibolu)




ADI: Uzun Beyaz Bulut (Gelibolu)

YAZARI: Buket UZUNER

BASKI YILI: 1998

KONUSU: Çanakkale Savaşlarında şehit olan dedesinin kayıp mezarını bulmak için uğraşan Yenizelandalı Viktorianın öyküsü

2. ESERİN KISA ÖZETİ:

Viktoria Taylor Çanakkle savaşlarında şehit olan dedesinin mezarını bulmak amacıyla Yenizelanda'dan Geliboluy'a gelmiştir. Rehberi Mehmet ile gelibolunun küçük köylerinde gezen Viki bir köy kahvesinde, adına özel bir köşe hazırlanan, Çanakkale savaşlarınd şehit düşmüş olan Ali Osman Taylar'ın resmini görünce bu kişinin dedesi olduğunu iddia eder. Ancak köy halkı vatan için savaşmış ve kanını akıtmış Türk şehidi Ali Osman Taylar'a yapılan bu davranışı çok büyük bir hakaret olarak karşılar ve Viktoria'yı derhal köyden uzaklaştırırlar. Bu olaydan tüm Türkiyenin tv ve basın sayesinde kısa sürede haberi olur. Viktoria bu iddiasını kanıtlamak için Ali Osmanın halen hayatta olan kızı ile görüşmek için elinden gelen herşeyi yapar. Ali Osmanın kızı olan Beyaz Taylar adeta ayaklı bir tarihtir. Çok inatçı olan bu kadın, dış görünüşünün zıttına çok zeki ve biligilidir. Viktoria ile konuşurken tercüman kullanmadan kendisi ingilizce konuşmaktadır. Viki beyaz halanın inadını kırmayı başarır ve onunla görüşür. Bu görüşmeden sonra gerçekler birbir ortaya çıkar. Ali Osman Taylar aslında bir anzak askeridir ve savaşta ağır yaralanmıştır. Onu bir çukurun içerisinde hareketsiz halde bulan Beyazın annesi yaralarını iyileştirmiş ve iyi bir duruma getirmiştir.Bir süre sonra da evlenmişlerdir. Viktoria, Ali Osmanın torunudur aslında. İşte tüm bunlar Beyaz hala sayesinde birbir ortaya çıkmıştır. Viktoria iddiasında haklıdır ve bunu uzun ve zor uğraşlardan sonra kanıtlamayı başarmıştır. Ancak bu olay ne basına ne de köy halkına bu şekilde aktarılmamıştır. Çünkü onların tepkisi ile karşılaşabilir ve bunu kabullenmeyebililerdi. Doğruyu yalnızca üç kişi biliyordu. Victoria, Beyaz hala ve Beyaz halanın yeğeni Ali Osman.


3.MUHTEVA BİLGİSİ:

a) Eserdeki kişilerin tasviri:
Beyaz Taylar: Çok inatçı ve sert bir kişiliğe sahiptir. Ancak bu sert kişiliğin altında bambaşka duygusal bir insan daha vardır aslında. Babasından aldığı bilgileri kendi çabaları ile geliştirmiştir. Bu nedenle çok bilgili ve zekidir. Ancak okulu elinde olamayan nedenlerle yarıda bırakmıştır.

Viktoria: Fiziksel olarak; Uzun boylu, biraz zayıf, uzun saçlı ve güzel br turist kızıdır. Manevi değerlerine sıkısıkıya bağlıdır. Bu yüzden dedesinin mezarını bulabilmek için elinden geleni yapmıştır.

b) Olayın geçtiği yer ve zaman: Olay Çanakkale'nin Gelibolu yarımadasında geçmektededir. Eserin içinde mektuplara yer verilliş. Bu mektuplar Birimci dünya savaşında yazılmıştır.Ancak Kitap geçen olay 1993-1995 yılları arasında geçiyor.

c) Anafikir: Başkaları ne derse desin herzaman kendi fikirlerimizin arkasında olamalıyız.

d) Tür Bilgisi: Bu eser bir romandır. Roman, düz yazı biçiminde yazılan ve öyküye göre daha uzun olan bir edebiyat türüdür. Romanın en yaygın ve en kısa tanımlarından birisi budur. Roman, kişi ve olaylar aracılığıyla geçmişin ve bu günün gerçek yaşamını, az ya da çok karmaşık bir örgü içinde anlatan bir edebiyat türü olarak tanımlanır. Bazı tanımlamalara göre ise roman bir düş ürünüdür. Gerçek yaşama uygun olabileceği gibi uygun olmayabilirde; romancı kendi kafasında kurduğu bir dünyayı yansıtabilir. Romanda serüven; gelenek. Görenek ve kişilerin incelenmesi duyguların ve tutkuların çözümlemeleri vardır. Bütün bu tanımlamalar ve nitelemeler çağdaş roman içinde geçerli olmakla birlikte, daha çok 19. yy romanının özelliklerine dayanır.

5.ESER HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞ: Eser Tarihsel bir roman özelliği taşıyor. Ancak tamamen bir kurgu.Buket Uzunerin akıcı anlatımı sayesinde okuyucuyu kesinlikle sıkmıyor. Sayfa sayısı fazla olmasına rağmen bir solukta okunabiliyor.

4. YAZAR HAKKINDA BİLGİ: Gazetelerde yazdığı köşe yazıları ile tanınan Buket Uzuner son zamanlarda yazdığı akıcı kitapları ile adından çokça söz ettirmiştir. Yazar hakkında ayrıntılı bir bilgi yoktur.


RÜZGAR
__________________
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Last edited by RÜZGAR; 07-04-2009 at 04:53 PM.
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to RÜZGAR For This Useful Post:
JiGsaW (30-03-2009)
  #9  
Old 30-03-2009, 09:45 AM
Pembe-Turtle's Avatar
Pembe-Turtle Pembe-Turtle Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Oct 2008
Posts: 154
Thanks: 191
Thanked 173 Times in 66 Posts
Pembe-Turtle will become famous soon enoughPembe-Turtle will become famous soon enough
Yazar: Sezgin Kaymaz

Uzun Harmanlar’da Bir Davetsiz Misafir------Geber Anne------ Kaptanın Teknesi------ Lucky------ Zindankale------ Sandık Odası------- Medet------ Ateş Canına Yapışsın


Hiçbir kitabını diğerinden ayıramayacağım, mükemmel dili, kıvrak zekası ve etkileyici hayal gücü ile her bir eseri bir diğeri kadar etkileyen, kitapların sonunda hep şaşkınlık yaratacak kurgulara sahip bir Mevlana hayranı...

Gerek fantastik dünyanın kapısını aralayan, gerekse gerçek dünya da bulunan kapıları önünüze açarak okuyucuyu daima etkilemeyi bilen, üstelik de bunu asla sıkmadan herkese hitap ederek yapabilen nadir yazarlardandır. O nedenle tek bir kitabını tanıtmak yerine tüm kitaplarını alıp okumanızı öneririm…
__________________
Güç kadına yakışır...
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to Pembe-Turtle For This Useful Post:
JiGsaW (30-03-2009)
  #10  
Old 30-03-2009, 12:47 PM
Pembe-Turtle's Avatar
Pembe-Turtle Pembe-Turtle Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Oct 2008
Posts: 154
Thanks: 191
Thanked 173 Times in 66 Posts
Pembe-Turtle will become famous soon enoughPembe-Turtle will become famous soon enough
Bana kalırsa binlerce kitap tanıtıp, sayfalar doldurabilirim ama birkaç tanesi ile idare edelim, başka paylaşımlar için

Yazar: Wilbur Smith

11. Yazıt (Roman)


Aslında; kitapları arasında ayrım yapılamayacak yazarlardandır. Ama son kitabı sanırım biraz daha arayı açıyor.


En çok satan Nehir Tanrısı, Yedinci Papirüs ve Büyücüler Kralı ile okurlarının gönlünü fetheden Mısır dizisinin son kitabı…


‘’Wilbur Smith’in zorlu savaşları ve tutkulu aşkları dile getirdiği Afrika romanları muhteşem… Parçalanan vücutlara, akan kanlara ve güzel kadınlara kendinizi kaptırıp gidiyorsunuz. Size keyifli anlar yaşatacak bir eser.’’
__________________
Güç kadına yakışır...
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to Pembe-Turtle For This Useful Post:
JiGsaW (08-04-2009)
  #11  
Old 31-03-2009, 10:32 PM
pinkfreud's Avatar
pinkfreud pinkfreud Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Mar 2009
Posts: 75
Thanks: 32
Thanked 79 Times in 28 Posts
pinkfreud is on a distinguished road

bu yazı dehasının yaşamla uğraşı bilmem kaç sene önce okumuş olsam da uzun zaman başucu kitabım olmuştur.. "mükemmel mutsuzluğunu" mükemmel bir sonla bitiren Pavese'nin günlüğü; kendini anlatarak aslında kendi iç dünyası dışında da pek çok şey anlatan iç burkan, hak verdiren, bazen kızdıran sanat ve edebiyat üzerine düşüncelerini de bulabilceğimiz balyoz etkisi yapan şaheser.. pek severim tavsiye ederim..
__________________
..trying hard to look like gary cooper..
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to pinkfreud For This Useful Post:
JiGsaW (01-04-2009)
  #12  
Old 05-04-2009, 09:18 PM
AnarchisT qirL's Avatar
AnarchisT qirL AnarchisT qirL Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Dec 2008
Location: Istanbul / Turkiye
Posts: 88
Thanks: 8
Thanked 18 Times in 12 Posts
AnarchisT qirL is on a distinguished road
Thumbs up

OlasılıkSız (ImProbable)

Matrax isimli radyo programında bayağı övülen ve dikkatimi çeken bir kitap...15 yaşında biri olarak ben çok beğendiysem,sindirdiysem,siz de alın derim...Sürükleyici,akıcı,etkileyici...

Kitabın arkası:

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?
Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?
Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..
__________________
Hannibal Lecter

Reply With Quote
The Following 3 Users Say Thank You to AnarchisT qirL For This Useful Post:
JiGsaW (08-04-2009), mathegothic (05-04-2009), simM (06-02-2010)
  #13  
Old 06-04-2009, 07:06 PM
smurff..'s Avatar
smurff.. smurff.. Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Nov 2008
Location: istanbull..
Posts: 100
Thanks: 0
Thanked 62 Times in 26 Posts
smurff.. is on a distinguished road
Etkisinde kaldıgım birkaç kitaptan bahsediyim ben de ..

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git- Susanna TAMARO
1994

'Yüreğinin Götürdüğü Yere Git',80 yaşındaki bir kadının uzaklara giden genç torununa yazdığı ve hem bir iç döküş, hem de vasiyet sayılabilecek mektuplarından oluşuyor.



"İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken bir düşünce uğruna savaşmak , yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir."
......

" Ve sonra, önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilemediğin zaman , herhangi birine öylece girme , otur ve bekle. Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin derin soluk aldıysan , öyle soluk al , hiçbirşeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme , bekle ve gene bekle . Dur , sessizce dur ve yüreğini dinle . Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git!.."


Simyacı - Paulo COELHO

"Simyacı Brezilya lı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho nun, yayınladığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir fenomen olarak değerlendirilen üçüncü romanı.Simyacı, İspanya dan kalkıp Mısır Piramitleri nin eteklerinde, hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago nun masalsı yaşamının felsefi öyküsüdür.





Ve kitaptan küçük bir alıntı :

" Herşey bir ve tek şeydir . Ve birşey istediğin zaman bütün evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar." ........... " Ölüm şu gün gelmiş ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte , ne gele-
cekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir!
Her zaman şimdide yaşamayı başabilirsen, mutlu bir insan olursun."......
"Her zaman ne istediğini bilmek zorunda olduğunu anımsa."


Kitabın arkasındaki şu söz de kitabı almamda çok etkili olmuştu :

"Simyacı yı okumak, herkes daha uykudayken, güneşin doğuşunu seyretmek için, şafak vakti uyanmaya benziyor."

Reply With Quote
The Following 3 Users Say Thank You to smurff.. For This Useful Post:
JiGsaW (08-04-2009), She` (28-05-2009), simM (10-04-2009)
  #14  
Old 06-04-2009, 07:18 PM
smurff..'s Avatar
smurff.. smurff.. Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Nov 2008
Location: istanbull..
Posts: 100
Thanks: 0
Thanked 62 Times in 26 Posts
smurff.. is on a distinguished road
Şu an elimdeki kitap da;

Latife Hanım - İpek ÇALIŞLAR
Yayın Tarihi :2006
Henüz bitirmiş değilim ama beni sardığı için sizlerle paylaşmak istedim..

Ve alıntılar :


"Mustafa Kemal Atatürk’ün evlendiği kadındı o. Hırçındı, öyle yazdılar. Atatürk’e göre değildi. Zaten evlilikleri de bitti. Mustafa Kemal Atatürk’ün ayrıldığı kadındı o. Latife Hanım’dı. "



İpek Çalışlar, "Latife Hanım"da işte o kadını anlatıyor. Ama şimdiye kadar gördüğümüz, tanıdığımızdan başka bir Latife Hanım çıkıyor karşımıza. Kadın haklarının savunucusu, eşi karşısında sağlam duran, ona destek olan, kültürlü bir kadın. Şimdiye kadar hiç gün ışığına çıkmamış belgeler, yabancı kaynaklardan alıntılar, fotoğraflar Latife Hanım portresini daha ayrıntılı ve net çiziyor. Cumhuriyet tarihiyle birlikte Mustafa Kemal’in portresi de bir kez daha şekilleniyor. Eşiyle siyaset dahil birçok konuda tartışabilen, onunla gurur duyan, onu herkese tanıtmaktan hoşlanan bir erkek bu kitapta ortaya çıkan.
"Ayrıca, Latife Hanım da Atatürk’le birlikte olduğu dönemle sınırlı kalmıyor, çocukluğu, boşandıktan sonraki yaşamı da giriyor devreye. Öyle olaylar anlatılıyor ki bu kitapta, gölgede kalmış bir aşk gözler önüne seriliyor. Gölgede kalmış bir kişilik şahlanıyor. Kitaba, kadınca bir bakış açısı egemen oluyor. Bir kadını tanımak, Cumhuriyet tarihine bambaşka bir gözle bakmak, sonu hüzünle bitse de olağanüstü bir aşk macerasına tanık olmak için "Latife Hanım"ı mutlaka okumalısınız. Yeni Türkiye’nin kuruluşuna katkıları olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci adamına âşık bir kadından söz ediyoruz, unutmayın. "
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to smurff.. For This Useful Post:
JiGsaW (08-04-2009)
  #15  
Old 06-04-2009, 08:31 PM
mathegothic's Avatar
mathegothic mathegothic Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jul 2008
Posts: 297
Thanks: 258
Thanked 144 Times in 77 Posts
mathegothic will become famous soon enoughmathegothic will become famous soon enough

Bilime;gerilime doyuran anları yaşadım bu kitapta...ve kitaplar arasında en unutulmazların başında yer alıyor... Dan Brown;Adam Fawer tarzını seven arkadaşlarıma şiddetle tavsiye ederim...Özellikle biyologlar ve sağlık bilimleri ile uğraşanlar soluksuz okuyacaklardır...



Bir yandan damarlarımda Türk kanı dolaştığı için fazlaca övünmeme sebep olurken; diğer yandan hayatta aslında yapacak çok şey var hissini uyandırıp aslında imkansızlıkları ortadan rahatça kaldırabilecek gücü kendimde hissetmeme neden olan muhteşem bir kitap...Türk Aynştaynı Oktay Sinanoğlu...tavsiye ile



Aşk gerçekten burçlarının tutması mı?Ya da seninle aynı takımı tutması mı? Günümüzün aşk anlayışına meydan okuyan; Leyla'ya(ya da mecnuna) aşık olmak değil;aslolan AŞK a aşık olmaktır tadını damağınızda hissettirecek edebi değeri yüksek bir eser...tavsiye ile.
__________________
Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
Reply With Quote
The Following 3 Users Say Thank You to mathegothic For This Useful Post:
JiGsaW (08-04-2009), kelebek (21-02-2010), simM (06-02-2010)
  #16  
Old 07-04-2009, 05:22 PM
RÜZGAR's Avatar
RÜZGAR RÜZGAR Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2009
Location: İstanbul
Posts: 396
Thanks: 572
Thanked 364 Times in 171 Posts
RÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the rough
Adı: Aylin



KİTABIN ADI: ADI AYLİN
KİTABIN YAZARI: Ayşe KULİN

1.KİTABIN KONUSU : Bu kitap, kökleri Giritli Deli Mustafa Naili Paşaya kadar uzanan bir ailenin kızı olan Aylin DEVRİMEL ‘in fırtınalı yaşamının öyküsüdür.

2.KİTAP ÖZETİ :
Lise yıllarında uzun boylu ve sıka bir kız olan Aylin zamanla güzelleşmiş ve bir gün Esma teyzesinin daveti üzerine Paris’te bir otelde buluşurlar otelde prens olduğu söylenen bir Arap’la tanışır ve bu tanışmanın sonunda prensle görkemli bir yaşantı için evlenir Prenses olur. Ancak her şey düşündüğü gibi gitmez Prens Senusi doğu kültürü ile yetiştiği için batı kültürü ile yetişen Aylin’e ters gelmekte zamanla Aylin’in özgürlüğü kısıtlanmaktaydı evliliğe başladığı gibi sakin değil büyük bir kaçışla son buldu; yaz sonunda Aylin, ablası Nilüferle Cenevre ye gider. Yaşamanın ideali olan tıp okumaya karar verir ve büyük uğraşlar vererek Neuchatel Üniversitesine kayıt yaptırır. Okulun ilk yıllarında hayatında çok büyük değişiklikler yaparak, ihtişamlı hayatından sıyrılarak sade bir öğrenci olur. Tek hedefi olan tıp fakültesini bitirmek için çok çalıştı daha sonra fizik ve kimya derslerinde yardımcı olan Jean-Pierre ile evlendi. İki öğrencinin bu evliliği zaman içinde Aylin’in dış görüntüsünde olduğu kadar iç dünyasını da değiştirecektir. Aylin Jean-Pierre ile birlikte yaşadığı günlerde tıp ilmi ile yakından tanışıp ufkunun penceresini o zamana kadar hiç bilmediği yepyeni bir dünyayı ardına kadar açacak peşinden koştuğu gerçek zenginliğin dış dünyanın görkemli vitrinlerinde değil de insanlığın iç aleminde bulunduğunu öğrenecekti. Okul sonunda Jean-Pierre Nos Alamus’taki nükleer araştırma merkezinden geri çeviremeyeceği bir teklif aldı. Aylin de New Rachel Hospital Medical Center’dan teklif aldı ; onların birbirlerine karşı olan sorumlulukları artık bitiyor müşterek hayatları bir yol ayrımına giriyordu. Ellerinde bu evlilikten altı yıllık sağlam bir dayanışma ve derin dostluk duyguları ile dopdolu gençlik anıları kaldı sadece.

Aylin çok ciddiye aldığı bu işine büyük bir heyecanla başladı. New Rachel’de tanıştığı Afganistanlı genç meslektaşı Azim’in karısı 11 yaşından beri arkadaşı olan Zeynep TARZI çıktı. Aylin, Zeynep ve Azim ile gittiği Afgan sefahati kokteylinde Paswak adındaki Birleşmiş Milletlerin Afgan esiri ile tanışır. Paswak evli olmasına rağmen Aylin ile arasında duygusal bir bağ oluşmuştu. Aylin o yılı aklı beş karış havada geçirdi. Bütün vakitlerini beraber geçiriyorlardı. Paswak bu yüzden önce Wall Dame’nin Birleşmiş Milletler genel sekreterliğine daha sonra 1974 yılında Hindistan sefirliğine tayini çıkmıştı.

Aylin kaderin ağlarını onlar için giderek daha çileli iplerle örmekte olduğunu nihayet görmeye başladı; ya sevdiği adamı peşinde dünyayı adım adım dolaşacak ya da mesleğini ön plana alacaktı. Tam meslek uğruna değmez derken Hastanede Psikiyatri bölümü şefliğine terfi etti. Sonunda Aylin’in sağduyusu aşkına galip geldi. Aylin gönlü yaralı bar kuşunu çok kısa bir süre oynadı sonra toparlandı ve işinin başına döndü. Arkadaşı Azim’in vasıtası ile kendi meslektaşı olan Michel RAMODİSLİ ile tanıştı. Michel’i çok etkileyici bulmadığı halde evliliğe giden ilk adımları Michel’in evinde attılar. Daha sonra Aylin bu evlilikten deliler gibi çocuk istemeye başladı. Aylin’in bu isteğine karşılık Michel dinine ve geleneklerine çok bağlı olduğunu doğacak çocuğun Yahudi kültürüne göre yetiştirilebileceğini söyledi fakat Aylin bunu bile sorun etmedi dinini değiştirmeyi göze aldı. Aylin’e göre insanları dinlerine, ırklarına ve dillerine göre ayırmak çok saçma idi ona göre insan, insan olduğu için çok değerli idi onun insan sevgisini bir din veya ırk engelleyemezdi Aylin çocuk yapma isteğinden 6 düşük yaptıktan sonra vazgeçecekti.

Aylin meslektaş olduğu Michel ile her an beraberdi işyerleri bir, evleri bir kısacası bütün zamanları birlikte geçiyordu belli bir süre sonra birbirleri ile bu kadar çok birlikte olmaları Aylin’i çok sıkmıştı gün geçtikçe birbirlerinden kopuyorlardı ve bir gün Aylin kocasına haftanın belirli günlerinde birbirlerine izin vermelerini bugünlerde değişik insanlar ile çıkabileceklerini bunu sonucunda diğer insanlarda görecekleri eksiklikleri kendilerinde tanımlayıp birbirlerine ölümsüz sevgi ile bağlanacaklardı. Fakat düşünülen olmadı Aylin yurt dışında olduğu günlerden birinde Michel bir arkadaşının evinde Barbara adında bir bayanla tanıştı ve bu tanışma evliliklerinin sonunu getirdi. Aylin sıkıntılı bir zamanında vardığı karar sonucunda kocasını kaybettiği için hem üzgün hem de suçluluk duygusu içerisindeydi. Bu sıkıntı ve üzüntü uzun sürmedi her şeyi bir kenara bırakıp mesleğinde ilerledi fakat bu ilerleme bile onu tatmin etmedi. Bir süre sonra Amerikan ordusuna katılarak Körfez savaşında ruf sağlığı bozulan hastaları tedavi eden doktor olmayı düşündü bu nedenle Oklahoma’ya körfez savaşında zarar görmüş askerleri tedaviye gitti.

Aylin Üniformasını ilk kez 1992’nin soğuk bir Ocak gününde giydi. 9 Kasım 1992’de ordunun fiziksel aktiviteler sınavını yüksek bir puana kazanarak başarı sertifikası aldı. Aylin ordudaki görevinde yine işine devam ediyor, hastalarına çare bulmaya çalışıyordu bir gün kendisine yeni bir hasta verildi bu kez hasta körfez savaşından sonra geldiği sivil hayata uyum sağlayamıyordu. Bunun sonucunda hiçbir suçu olmayan bir çok sivili katletmişti.

Aylin bu hastası üzerinde çalışırken Amerikan ordusunun askerlerini cesaretlendirmesi için verdiği ilaçların yan etkisi sonucu hastanın bu duruma geldiğini saptadı ve bu sonucu tez bir halde askeri yetkililere bildirdi. Aylin’in verdiği bu sonucu askeri yetkililer daha önceden bildiğinden Aylin’in bu olayın üstüne gitmemesini istediler ve onu uyardılar Aylin bu sessizliği sindiremeyerek sözleşmesinin bitmesinin ardından Albay rütbesindeyken ordudan ayrıldı.
Ordudan ayrılmasından sonra 19 Ocak 1995 Perşembe günü evinin bahçesinde o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından kendi arabasının altında ölü bulundu. Zengin, ünlü ve saygın insanların yaşadığı mahallede yerel polis ve yerel yöneticiler mahallenin adını polisiye bir olaya karıştırmamak için dosyayı apar topar denebilecek bir hızla kapattılar teşhis ise “Freak Accident” yani Garip bir kaza idi.
“... Yükseltilmiş sahnede kapağı açık maun bir tabut duruyordu uzun bir sıra oluşturan insanlar tabutta yatan albay üniformalı Amerikan subayını selamlayıp içlerinden dua veya veda ederek tabutun başından ayrılınca yanan yürekleriyle gelip salondaki koltuklarda yerlerini alıyorlardı. Herkes etrafa hakim olan ordu düzeninin saygınlığını kutsar gibi sessizce ağlıyordu ... Katafalkın üstünde dört bir yanı rengarenk çiçeklerle donanmış tabutta yatan kişi, bir askerden çok, oraya bir film çekimi için öylece uzanıvermiş bir Hollywood yıldızını andırıyordu. Bu albay üniformalı Amerikan subayı bir Türk kadınıydı.

3.KİTABIN ANA FİKRİ: Bir insanın azimle çalışınca başaramayacağı hiçbir şey yoktur.

4.KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Aylin,genç,güzel,çalışkan ve azimli bir Türk kızı.Hedeflerine ulaşmak için her türlü fedakarlığı göze alıyor.
Michel,yakışıklı,dürüst aynı zamanda da Aylin’in meslaktaşıdır.Aylin ile evlenir.

5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Yazar,Aylin’in başarılarla dolu hayatını oldukça açık bir dille ve gayet akıcı bir üslupla anlatmıştır.Okunmaya değer bir kitaptır.

6.YAZAR HAKKINDA BİLGİ :
AYŞE KULİN
Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı. Uzun yıllar televizyon, reklam ve sinema filmlerinde sahne yapımcısı, sanat yönetmeni ve senarist olarak görev yaptı. Öykülerden oluşan ilk kitabı Güneşe Dön Yüzünü 1984 yılında yayınlandı. Bu kitaptaki "Gülizar" adlı öyküyü, Kırık Bebek adı ile senaryolaştırıldı ve bu sinema filmi 1986 yılının Kültür Bakanlığı Ödülü’nü kazandı. 1986’da sahne yapımcılığını ve sanat yönetmenliğini üstlendiği Ayaşlı ve Kiracıları adlı dizideki çalışmasıyla Tiyatro Yazarları Derneği’nin En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü’nü kazandı. 1996 yılında Münir Nureddin Selçuk’un yaşam öyküsünün anlatıldığı Bir Tatlı Huzur adlı kitabı yayınlandı. Aynı yıl, Foto Sabah Resimleri adıl öyküsü Haldun Taner Öykü Ödülü’nü, bir yıl sonra aynı adı taşıyan kitabı Sait Fait Hikâye Armağa’nı kazandı. 1997’de yayınlanan Adı; Aylin adlı biyografik romanı ile, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yılın yazarı seçildi. 1998 yılında Geniş Zamanlar adlı öykü kitabı, 1999’da İletişim Fakültesi tarafından yılın romanı seçilmiş olan Sevdalinka ve 2000’de yine bir biyografik roman olan Füreya yayınlandı.

KİTAPLARI;
Güneşe Dön Yüzünü (1984)
Bir Tatlı Huzur (1996)
Adı; Aylin (1997)
Geniş Zamanlar (1998)
Sevdalinka (1999)
Füreya (2000)

RÜZGAR ; Gerçekten okumaya değer bir kitap...
__________________
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Reply With Quote
The Following 3 Users Say Thank You to RÜZGAR For This Useful Post:
JiGsaW (08-04-2009), mathegothic (07-04-2009), simM (06-02-2010)
  #17  
Old 07-04-2009, 05:28 PM
smurff..'s Avatar
smurff.. smurff.. Çevrimdışı
Regular
 

Join Date: Nov 2008
Location: istanbull..
Posts: 100
Thanks: 0
Thanked 62 Times in 26 Posts
smurff.. is on a distinguished road
Rüzgar o kitabı bir yıl önce okudum.. Ve hiç elimden bırakmak istemeden hem de .. Dehşet güzel bir kitap .. Ben de şiddetle öneriyorum ..


Ve aynı yazarın okuduğum bi diğer kitabı da çok güzel .. Acayip sürükleyici bir kitap..

Sevdalinka- Ayşe KULİN



Bu kitap, Osmanlı öncesinde dinî nedenlerle Haçlı Orduları tarafından, I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı sonrasında ve 1992 Savaşı'nda ise Sırplar ve Hırvatlar tarafından sürekli soykırıma tabi tutulan ama asla yok edilemeyen Boşnak halkının acılarını, Türk halkına biraz olsun tanıtabilmek amacıyla yazılmıştır.

Roman, savaş öncesinde Tito'nun kurduğu altı federe devletten oluşan Yugoslavya Federativ Cumhuriyeti'nde, aşırı milliyetçiliği azdırarak savaşı tırmandıran ve sonuçta Yugoslavya'yı alevler içinde bırakan günleri anlatmakta, savaşın ilk üç yılında yaşananları okura aktarmaktadır."Sevdalinka" boşnakça da "Aşk Şarkıları" anlamına gelmektedir.

Last edited by smurff..; 07-04-2009 at 05:33 PM.
Reply With Quote
The Following 2 Users Say Thank You to smurff.. For This Useful Post:
JiGsaW (08-04-2009), RÜZGAR (07-04-2009)
  #18  
Old 10-04-2009, 11:49 AM
RÜZGAR's Avatar
RÜZGAR RÜZGAR Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2009
Location: İstanbul
Posts: 396
Thanks: 572
Thanked 364 Times in 171 Posts
RÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the rough


Yazar : Despina Pandazi

İSTANBUL'UN KIZI SELANİK


Düşünür Pendzikis Ana Selanik demişti sana, ama ben İstanbulun kızı diyorum. Seni kızım gibi seviyorum, çocukluk arkadaşım gibi, ama memleket gibi değil. Bana suların yollarını gösterdin, Termaikosun kucağını, diplerin kıtırlarını un ufak eden akıntıları, fırtınalara dayansın diye teknelerin nasıl yapıldığını öğrettin bana; tek başımıza denize açılmayı öğrettin, yeter ki yıldızların yerini bilelim, havanın gözünü. Bana teslim ettiğin bu gemide mayistrayı çekiyorum, kadınlık yelkenini açıyorum ve kendi yolculuğuma çıkıyorum. (Arka Kapak)
__________________
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Reply With Quote
  #19  
Old 10-04-2009, 12:05 PM
RÜZGAR's Avatar
RÜZGAR RÜZGAR Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2009
Location: İstanbul
Posts: 396
Thanks: 572
Thanked 364 Times in 171 Posts
RÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the rough


Kitap : Nefes Nefese

Yazar :Ayşe Kulin

Yayınevi : Remzi Kitapevi

Basım tarihi : 2002


Son Osmanlı paşalarından Fazıl Reşat'ın kızı Selva ile, âşık olduğu Musevi genci Rafael, evlenmelerine karşı çıkan aileleri tarafından dışlanınca Fransa'ya giderler. Ancak burada da huzur bulamayacak, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla, bu kez de, Hitler'in ağına takılacaklardır. Etraflarını saran Nazi çemberi git gide daralırken, her an tutuklanıp kamplara yollanma korkusuyla yaşamaktadırlar...
İşte tam o yıllarda Türkiye, savaşın ateşine bulaşmadan, Almanlarla Müttefikler arasında gerili ince ipte, bir cambaz maharetiyle yürümeye çalışmaktadır...

Ayşe Kulin bu yeni romanında, hem ülkeyi savaşın ortasından başarıyla geçiren kadronun hem de Silva ile Rafael'in zor aşkının peşine düşerek, İstanbul'dan Marsilya'ya, Ankara'dan Kahire'ye kadar uzanırken, kendi canları pahasına yüzlerce Yahudi'yi Nazi kıyımından kurtaran Türk diplomatlarının kahramanlıklarını da gün ışığına çıkarıyor...
Nefes Nefese, yazarın diğer yapıtları gibi nefes nefese okuyacağınız, gerçek olaylarla örülmüş bir yakın tarih, aşk ve kaçış romanı.. İsmi gibi nefes nefese okunabilecek bir eser...
__________________
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Reply With Quote
  #20  
Old 28-04-2009, 05:22 PM
mathegothic's Avatar
mathegothic mathegothic Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jul 2008
Posts: 297
Thanks: 258
Thanked 144 Times in 77 Posts
mathegothic will become famous soon enoughmathegothic will become famous soon enough


Evliliklerin aşksız kaldığı, aşkların evliliğe erişemediği çağımızda Senai Demirci
bizlere yeni bir kapı aralıyor, "Gelin ideal yuvayı eşimizle birlikte kuralım" diyor.
Ve asla unutmamamız gereken bir gerçeği hatırlatıyor:
"Evliliğimize anlam ve aşk kazandırmak bizim elimizde"
Önemli olan sahip olduklarımızın kıymetini bilip, fırsatları değerlendirebilmek..
__________________
Bah bah bah hala uzunlarla geliyo...
Reply With Quote
  #21  
Old 02-05-2009, 10:20 PM
efendi efendi Çevrimdışı
Banned
 

Join Date: May 2008
Location: Konya
Posts: 99
Thanks: 2
Thanked 25 Times in 19 Posts
efendi is on a distinguished road



Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.
İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.
İskender Pala, Katre—i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.
Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to efendi For This Useful Post:
kelebek (21-02-2010)
  #22  
Old 25-05-2009, 03:47 PM
RÜZGAR's Avatar
RÜZGAR RÜZGAR Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Jan 2009
Location: İstanbul
Posts: 396
Thanks: 572
Thanked 364 Times in 171 Posts
RÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the roughRÜZGAR is a jewel in the rough
Bermuda Şeytan Üçgeni




Bermuda Şeytan Üçgeni adıyla anılan uçak ve gemilerin esrarengiz bir şekilde kaybolduğu bu bölge ile ilgili Charles Berlitz adlı bir yazarın (Bermuda Şeytan Üçgeni) adlı kitabını yıllar önce okumuştum...

Kitabın Adı : Bermuda Şeytan Üçgeni
Yazarı : Charles Berlitz
Yayın Hakkı : Doubleday Company Inc. New York
Yayınevi: E Yayınları A.Ş. Kesim Ajans 1989
Çevirmen: Belkıs Çorakçı
Sayfa 247

Bu kitabın arka kapağında:

Bermuda Şeytan Üçgeni arkasından bir dizi roman ve inceleme yazılmasına yol açan olay kitaplardan biri.Charles Berlitz`in Karayipler bölgesindeki Miami Bermuda ve San Juan üçgeni arasında kaybolan hava ve deniz araçlarının sonunu araştırdığı bu yapıt ülkemizde de baskı üstüne baskı yapmıştır. Beş Amerikan askeri uçağı hiçbir iz bırakmadan kayboluyor Bermuda Şeytan Üçgeni`nin içinde Bir gemi denizin ortasında mürettabatsız ve yolcusuz terk edilmiş durumda bulunuyorlar.Bir romanda geçen olaylar değil bunlar : Yıllardır yüz kadar uçak ve gemiyi bin kadar da insanı yutup yok eden Şeytan Üçgeni`nin öyküsü yalnızca Acaba yeryüzünün bir köşesinde olup biten bu olaylara başka dünyalardan gelen güçler mi neden oluyor?
__________________
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to RÜZGAR For This Useful Post:
simM (06-02-2010)
  #23  
Old 01-06-2009, 04:18 PM
DevilSmile's Avatar
DevilSmile DevilSmile Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Dec 2008
Location: TR
Posts: 324
Thanks: 212
Thanked 141 Times in 75 Posts
DevilSmile will become famous soon enoughDevilSmile will become famous soon enough

Yazarı: Keith Ablow
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Yayın Yeri: İstanbul
ISBN NO: 786055943363
Yayın Yılı: 2008
On iki ceset, on iki eyalet. Kimsenin bilmediği şey ise, "Otoban Katili"nin, sahte bir güvenlik duygusu yaratarak, kurbanlarının aklını çelen ve onların en karanlık ve en gizli sırlarını, mucizevî bir şekilde kavrayan yetenekli bir psikiyatrist olduğudur. O, aynı zamanda hem kurbanlarının günah çıkardıkları bir papaz, hem de onların cellâdı rolünü üstlenir. Katil, The New York Times'a bir mektup yazarak, ünlü adli psikiyatrist Frank Clevenger'ı, gazetenin ilk sayfasında yayımlanacak ve sadece gerçekleri anlatan mektuplarının takası aracılığıyla, kendisini tedavi etmeye çağırır ve zihninin yarattığı insanlık dışı duygularını Clevenger'a, onu iyileştirecek cesarete sahip -ya da bunu denerken ölecek- tek kişiye açar.

"Ablow psikolojik gerilim romanlarının kralı. Dikkatli olun, çünkü bu sayfalar ellerinizi yakabilir."
-Dennis Lehane-

"Hızlı tempolu ve korkutucu."
-Janet Evanovich-

"Son derecede ilgi çekici Keskin viraj ve kıvrımlarıyla, insanı şok eden ve hayrete düşüren, gizemle dolu bir lunapark treni. Keith Ablow dışında hiçbir yazar, insan kalbinin en gizli ve karanlık bölgelerine ulaşan, bu denli derin bir tünel kazamaz."
-Tess Gerritsen-

"Ustaca, canlı ve dinamik yazı biçimiyle Ablow, hasar görmüş hayatlardaki dehşet ve umutsuzluğu adeta resmediyor."
-Jonathan Kellerman-

"İnsan zihnini yönlendiren, muhteşem bir psikolojik gerilim romanı."
-Publishers Weekly-

"Keith Ablow, Thomas Harris'in içgüdülerine sahip."
-James Ellroy-

"Birinci sınıf bir gerilim romanı."
-The Washington Post-

"Büyüleyici Ürpertici ve seksi."
-James W. Hall-

"Seks, cinayet, delilik ve tıp bilimi. Gerilim tarzı romanların okuyucuları daha fazla ne isteyebilir? Tedirgin edici, sürükleyici bir roman."
-Michael Palmer-
__________________

..I see the truths hidden in the darkness just like a cat,I smell your lies just like a wolf..
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to DevilSmile For This Useful Post:
simM (06-02-2010)
  #24  
Old 15-10-2009, 06:30 PM
matahari's Avatar
matahari matahari Çevrimdışı
Junior Member
 

Join Date: Oct 2009
Posts: 5
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
matahari is on a distinguished road


Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.

Ayşe Kulin'in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor.</I></B>
----------------------------------------------------------------




''Veda'' nın devam kitabı....

Osmanlı'nın gözdesi Bosna bir imza ile elden çıkarken,Kulin ailesi Bosna'dan İstanbul'a göç ediyor, çöken imparatorluğun son maliye nazırı Ahmet Reşat sürgüne gidiyordu.Sabahat ile Aram'ın aşkı ise tehcir olaylarının acısına yenik düşmeyecekti.Yeni bir cumhuriyet, yeni bir şehir ve yeni bir yuva kurulurken hayat hep akan bir suydu Sitare, Muhittin ve herkes için...Savaşlar, yıkımlar, sürgünlerin ardından Umut geliyor. Umut "Hayat Akan Bir Sudur"'da Kulin, Veda ile başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyetin yeni kurulmakta olduğu sancılı yıllarda tanıklık ediyor. Akıp gitmekte olan günlük hayat derinden değişmekte, bu değişim aşklara, dostluklara, aile ilişkilerine, her şeye yansımaktadır.Ayşe Kulin, bir kez daha okurlarına ellerinden bırakamayacakları, okuyup bitirdikten sonra anılarına katacakları bir armağan sunuyor.

---------------------------------------------------------

İkisini de tavsiye ediyorum...Bir solukta okuyacağınız türden iki roman..Serinin üçüncü ve sonuncusunu merakla bekliyorum...
__________________
BİZ, ÜÇ KİŞİ YAŞIYORUZ...BEN, KENDİM VE ŞAHSIM...
Reply With Quote
  #25  
Old 12-11-2009, 10:52 AM
Thyia's Avatar
Thyia Thyia Çevrimdışı
Forum Junkie
 

Join Date: Apr 2008
Location: Istanbul
Posts: 462
Thanks: 386
Thanked 354 Times in 149 Posts
Thyia is a jewel in the roughThyia is a jewel in the roughThyia is a jewel in the roughThyia is a jewel in the rough
Beni Hatırladın mı ?




Bu aralar bende bunu okuyorum... :)



Bir sabah uyansanız ve hayatınız kusursuz olsa...? Lexi, berbat bir trafik kazasının ardından hastanede gözlerini açıyor. Ona göre sene 2004. Kendisi yirmi beş yaşında ve çarpık dişli biri. Felaket bir aşk hayatına sahip.


Ancak, her ne kadar inanamasa da, öğreniyor ki, sene aslında 2007 Lexi artık yirmi sekiz yaşında, dişleri inci gibi ve çalıştığı departmanın da patronu olmuş; üstelik de evli! Hem de yakışıklı mı yakışıklı bir milyonerle! Rüyalarındaki hayata aniden nasıl iniş yapıverdi böyle acaba? Lexi şansına inanamıyor özellikle de nefes kesen yeni evini gördüğü zaman! Kocasını yeniden tanımaya başlayınca muhteşem bir evlilik hayatı olduğunu da öğrenecek, çok iyi biliyor. Üstelik sevgili kocası bir de 'Evlilik Kitapçığı' hazırlamış onun için.


Fakat Lexi yeni kimliği hakkında daha çok bilgi edindikçe, kusursuz hayatının yüzeyinde çatlaklar oluşmaya başlıyor. Eski dostlarının hepsi ondan nefret ediyor. İşine göz dikmiş, dişli bir rakibi var. Bir de üstüne üstlük dağınık saçlı, seksi bir erkek çıkıp... yeni bir bomba patlatıyor! Yani, ne olmuş olabilir ki? Lexi bir gün her şeyi hatırlayacak mı? Ve hatırlarsa ne olacak? Yine kendine has Kinsella. Tam da yaz için biçilmiş kaftan. - Publishers Weekly Lezzetli bir roman, sayfalar parmaklarınızın arasından akarken hem karnınız ağrıyana kadar gülecek, hem de ara sıra kalbinizi ağrıtacak kederler yaşayacaksınız...


Kinsella, hafıza kaybının ne ironik sonuçlar doğurabileceğini sular seller gibi ifade ediyor.


Kitabın Yazarı :
Sophie Kinsella
__________________
Her Hakkım Saklıdır®™
█║▌║▌║││█║▌║▌║
³³°¹³²¹³ °¹²
Reply With Quote
The Following User Says Thank You to Thyia For This Useful Post:
simM (06-02-2010)
Reply


  iSketch Forum > Off Topic > International Language Forums > Türkçe

Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off

Forum Jump


All times are GMT. The time now is 12:43 AM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.